| Yılmaz Gurbetci Kimdir? |
|
|
|
| Nurettin TAŞKIN tarafından yazıldı. | |
|
Farklı malzemelerde kullanarak Daha çok klasik resimler yapıyorum.
Bu daimi bir süreç mi? Hep klasik mi yapacaksınız? Sanat İlk başta klasikle başlar. Yani bir objeyi-nesneyi, form, biçim, ışık, gölge ve perspektifle, bunu bir düzlem üzerinde derinlik vererek hissettirecek şekilde yapabiliyor olmak lazım. Somutu bilmeden soyutu ifade edemeyiz. Yetersiz kalır yoksa ifade etmek istediğimiz mesajlar
Yılmaz Gurbetçi resimlerini yaparken neleri takip eder, nelerden etkilenir? Sanat klasikle başlar demiştim ya, bende bizi, Anadolu insanını takip ederek başladım. Önce bizi, benim içimdekini icra edip ondan sonra Avrupa sanatına ve modern sanata daha bilinçli ve bilgili yönelmenin doğru olacağını sanıyorum. Şimdi bu yolu seçtiğim için memnunum. Öğrencilerime de bunu öğretirim. Burada onlara farklı ekoller sunmam. Gidecekleri GSF’ler de alacaklar bu bilgiyi ve eğitimi. Sanatçı her şeyi takip eder aslında. Değişen ve gelişen insanın yaşamını, kültürünü, doğayı, canlı cansız her şeyi merak eder ve araştırır bu onu konularında zenginleştirir bende sanırım bu araştırma ve öğrenme isteği ile takip etmeye çalışıyorum. Gerçi az okuyorum! Daha çok internetten takip edebiliyorum.
Teknolojik imkânlarını kullanarak, klasik yöntemle yani… Klasik sanatta, gözlemleme, yetenek, bilgi, deneyim, malzemeyi kullanım becerisi vs. var. Teknolojinin ise sanata olumlu ve olumsuz etkileri, sanatta duygunun yerini giderek modern düşünceye (Baudelaire’in deyişiyle Şeytani Sanata) bıraktığı gerçeği var.
İznik’in üzerinizdeki etkisinden biraz bahseder misiniz? İznik çok eski medeniyetler kenti; kreyesepolis Altın Şehir yani. Bithynia, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’ya başkentlik yapmış bir yerleşim kenti. Doğal güzelliğini yüzyıllardır koruyabilmiş ender bir yer; şehri çevreleyen surlar ve içinde yer alan birbirinden özel, itina ile yapılmış (o dönemin medeniyetini yansıtan) ilklerinin imzasını hala üzerinde taşıyor. Etkilenebilecek o kadar çok şey var ki! Ateş çiçekleri, çinisi, gölün altında var olan bir şehir hikâyesi ve içinde yaşayan canlıları, balıkları, zaman zaman üzerinde beliren türkuaz suyun rengi, ay ışığının suyla dansı… Şehrin içindeki devasa çınar ağaçları ve onların altında yürüyen insanları ve her an karşılaşabileceğiniz daha aklıma gelmeyen bir sürü güzel şey barındırıyor bu şehir içinde ve Turgut tunayı unutmamak lazım sanat sohbetleri için ve Kâmil Aydın beyin destekleri için teşekkürler.
Resme başlangıç hikâyenizi anlatır mısınız? Sizi resim yapmaya iten sebeplerden? Şair yazamazsa çatlar ya! Bizde öyle sanırım ve zamanla bu yaşam biçimine döndü. Resimle ilk 4-5 yaşlarında tanıştım. Ressam olan ağabeyim İlyas Gurbetçi’ yi bir at resmi yaparken izledim, çok heyecanlanmıştım. Ve bende yaptım ona bakarak. İlkokulda hocam “bu çocuk büyüyünce ressam olacak!” derdi ve ilgilenirdi resimlerimle. O yaşlarda bile her türlü detayı düşünürdüm. Arkadaşlarımın çoğu bana yaptırırdı ödev resimlerini, bir sürü fırça yerdim öğretmenlerimden ama yine de kıramazdım arkadaşlarımı. Ortaokul ve lise de bu durum değişmedi. 16 yaşında bir barın içine yaklaşık 9 m. duvar resmi yaptım ve ilk paramı aldım. İznik’te resim yapabilmek için tabela yazdım. Orada burada çalıştım; Atölyemin masraflarını karşılayabilmek için. Ailem maddi destek vermedi, zira sanatla bir şey yapılabilineceğine ihtimal bile vermiyorlardı, bir gün yaptıklarımla beni takdir ve tebrik edeceksiniz demiştim bir tartışmada aileme. Aradan yıllar geçti ağabeylerim İstanbul’ da ki son sergimde bize böyle söylemiştin ve “Seni tebrik ediyoruz, helal olsun!” demeleri benim için çok önemliydi mesela! Sonrasında mı? İşte buradayım, hala devam ediyorum.
İznik sanatçıya ne kadar yakın ya da ne kadar uzak bir kent? … Bilemedim!
Bir dönem İstanbul’a gittiniz? Sonra İznik’e dönüş yaptınız, bu dönüşün özel bir sebebi var mı? İznik’e ilk yerleştiğimizde 10 yaşındaydım. İstanbul’a tekrar dönüşümde 27 yaşındaydım ve amatör bir ressamdım. İstanbul’da ustalarla bir müddet çalışma şansı buldum. O sıralar dört sergi (biri Almanya’da) açtım, öğrenci yetiştirdim ve çok yoruldum. Annem hala İznik’teydi, sahildeki evimizde yalnız yaşıyordu, bir süreliğine geldim dönmek üzere ama… Sayın (merhum) Hüseyin Avcı’ ya sunduğum proje kabul edilince bir buçuk yıl süren 10 tabloluk çalışmanın ardından, Bursa’da 3 sergi açtım biri kişisel diğerleri bursa nar sanat grubu ile karma sergi idi / bu arada bursa nar sanat grubu üyesiyim/ bu son sergim ile gitme hazırlığındayım şimdi yeniden!
Önümüzdeki haftalarda Bursa’da bir serginiz olacak. Bu serginin genel bir teması var mı? Yoksa özel seçkilerinizden oluşacak karma bir sergi mi? Konum başlığım İznik gene. Birkaç resim var önceki resimlerimden ve geçmişteki İznik’ten birkaç bezeme de var bu resimler arasında. Hiç yapılmamış resimleri yapmayı amaçladım, etki ve tepkileri orada göreceğiz.
Bu onuncu serginiz olacak sanırım. Bu sergi ile yeni bir çalışma biçimine, daha farklı konulara, (bundan sonraki çalışmalar için söylüyorum) geçişiniz olacak mı? Evet, bu onuncu sergim olacak. Klasik yani temel sanatın içinde duyguyu daha iyi anlatabildiğimi düşündüğüm için yaklaşık 20 yıldır devam ettiğim klasiği artık farklı bir boyuta geçirme zamanının geldiği kanısındayım. |














Ne tür resimler yapar Yılmaz Bey? Klasik mi modern mi?
